DOLAR: 5.43 TL
EURO: 6.15 TL
film izle porno

Dölyatağı Boynu Kanseri

4 yıl önce
676 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

Dölyatağı Boynu Kanseri
DÖLYATAĞI BOYNU KARSİNOMU

Dölyatağı boynu karsinomu, kadınlarda görülen kanserler arasında birtakım kaynaklara göre ikinci, birtakım kaynaklara göre ise üçüncü sırada yer alır. (Birtakım istatistiklerde meme kanserinden sonra ikinci sırada dölyatağı gövdesi kanseri gelmektedir.) Dölyatağı boynu kanserinin 40 yaşın üzerindeki kadınların yaklaşık yüzde 2 sinde geliştiği sanılmaktadır. Tanı konan kadınların ortalancak yaşı 45″²tir, ancak hastalık seyrek olarak 20-30 yaşları arasında da görülebilir. Erken evrede saptanan olgulann yüzde 95″²inde tam iyileşme sağlanabilmektedir. Düşük sosyoekonomik düzeydeki kadınlarda, erken yaştan başlayarak ve sık cinsel ilişkide bulunanlarda, genel sağlık kurallarına yeterince uymayanlarda, çok sayıda eş değiştirenlerde görülme tehlikesi daha fazladır.Dölyatağı boynu kanserine yakalanma ve bu tür kanserden ölüm oranı Batılı ülkelerde 35-45 yıl öncesine göre üçte bire inmiştir. Erken tam ve tarancak testlerinin başarısı ve iyi uygulanan sağlık eğitimi programları bunda önemli rol oynamış, azalma, Papanicolau boyasıyla yapılan incelemenin (Paptest) uygulanmasına koşut bir gelişme göstermiştir. Pap-testle tarancakdan geçirilmeyen bir toplulukta dölyatağı boynu karsinomundan ölüm oram yüz bin kadında 30 iken, düzenli olarak Paptestiyle denetlenen bir toplulukta bu oran yüz binde 4″²e inmektedir. Sonuç olarak dölyatağı boynu karsinomunda görülen azalma dölyatağı boynunda kanser öncesi doku değişimlerinin erken tanı ve tedavisine, muayene ve tarancak tekniklerinin gelişmesine, ameliyatta dölyatağının dölyatağı boynuyla birlikte çıkarılmasına ve dolayısıyla kalan bölümdeki dokudan kanser gelişme riski olmancaksına bağlıdır. Gene de Çin, Güney Amerika gibi birtakım yerlerde dölyatağı boynu kanseri kadmlarda görülen kanserlerin yarısından fazlasını ve en önemli ölüm nedenlerinden birini oluşturur. Gelişkin tam yöntemlerinin kullanılmasına karşın ABD de de her yıl 8 bin kadın dölyatağı boynu kanserinden ölmektedir.
Dölyatağı boynu kanseri ilerleme durumuna göre çeşitli evrelerde sınıflanır. Bu klinik evreleme sistemi tedavi ve hastalığın gidişini belirlemede yol gösterir.
NEDENLERİ

Dölyatağı boynu kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir, ancak birtakım etkenlerin yakalanma tehlikesini artırdığı anlaşılmıştır. Cinsel ilişki önemli bir etkendir.
* Dölyatağı boynu karsinomunun fahişelerde görülme sıklığı toplam kadın nüfustakinin dört katı kadardır.
* Cinsel etkinliğin 17 yaşından önce başladığı kadınlarda risk dört kat fazladır.
* Birden fazla cinsel eşi olan kadınlarda risk 7 kat fazladır.
* Dölyatağı boynu karsinomu, cinsel etkinliği olmayan kadınlarda hemen hiç görülmez. Gebelikten korunma yöntemi olarak dölyatağı boynu diyaframı kullanan kadınlarda görece az, eşleri sünnetli olan kadınlarda ise daha da az görülür.
* Son 15 yılda cinsel tutum ve davranışların değişmesi ile ilk cinsel birleşme yaşının düşmesi, genç yaş grubunda (15-24 yaş) dölyatağı boynunda görülen hücre yapısı değişimlerinin artmasına yol açmıştır.
Bütün bu gözlemler dölyatağı boynu karsinomunun kanser yapıcı (karsi-nojen) kimyasal bir süreç veya virüsle ilgili bir hastalık olabileceğini düşündürmektedir. Sünnetsiz erkeklerde penisin ucunda deriyle kaplı bölmenin altındaki bezlerin salgıladığı smegma adlı salgı ve cinsel ilişkiyle geçen birtakım virüslerin kanser oluşumunda rol oynadığı kabul edilmektedir. Dölyatağı boynunda kötü huylu hücre değişimlerine yol açtığı kabul edilen virüslerin başında Herpes simplex virüsü tip II (HSV-II) ve insan papillom virüsü (human pa-pillomavirus-HPV) gelir. Bu virüslerin tümör oluşumunu nasıl etkiledikleri kesin olarak bilinmemektedir. Kanser olu- -şumunun tek bir etkene bağlı olması veya her hastada aynı karsinojen etkenin bulunması da gerekmez. Farklı etkenler farklı kişilerde aynı hastalığa yol açabilir ve genetik yatkınlık, bağışıklık durumu gibi birçok etken hastalığın gelişiminde rol oynayabilir. Dölyatağı boynu karsinomunun çok sayıda etkene bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Bunların birtakımsı kötü huylu hücre dönüşümünün başlancaksından, birtakımsı da ilerlemesinden sorumlu olabilir.
TÜMÖR TİPLERİ

Dölyatağı boynu karsinomu olguların büyük bölümünde (yüzde 95) dölyatağı boynunun dölyolu içi bölümünü örten çok katmanlı düz epitelle dölyatağı boynu kanalını örten silindir epitelin birleştiği bölgede başlar; bunlara egzo-serviks kanseri denir. Yaklaşık yüzde 5″²i ise başlangıçta dölyatağı boynu kanalında yer alır ve endoserviks kanseri olarak bilinir. Dölyatağı boynunun döl-yoluna çıkıntı yapan bölümündeki (eg-zorserviks) karsinom, değişik görünümlerde olabilir. Bunlardan dışarı doğru karnabahar biçiminde büyüyenlere ve-jetan tip adı verilir. Yeni oluşan karsinom pembe renklidir; daha soma kötü huylu hücrelerin kırılgan yapısı nedeniyle kolayca kanar ve doku ölümü sonucunda dökülen hücreler dölyolu salgısına kötü bir koku verir. İkinci bir tip olan ülserli karsinom dölyatağı boynunun derinliğine ve gerek boynun geri kalan yüzeyi

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Bu site Turhost Web Hosting sistemini Kullanmaktadır.
Yukarı Çık
saglık saglık

türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort beşiktaş escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort pendik escort ümraniye escort halkalı escort ataköy escort