DOLAR: 5.92 TL
EURO: 6.86 TL
film izle porno

Devedikeni, mariendistel, silybium marianum

3 yıl önce
323 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

Devedikeni, Mariendistel, Silybium marianum

İki Yıllık 0,3-1,5m Ca,Ho,Na Tohumları, Otu
Devedikeni Mariendistel Silybium marianum
Karaciğer dikeni Syn: Carduus marianum
Safra dikeni
Ak kız
Kadın dikeni
Kengel
Meryem ana dikeni
Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae
Drugları: Devedikeni meyvesi (tohumu); Silyi mariane fructus
Devedikeni otu; Cardai mariae herba
Devedikeninin genelde meyveleri (tohumu) çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Otundan ise nadiren çay yapılır.
Giriş: Devedikeni Bileşikgillerin alt grubu olup bu grupta olan Mari-anumgillerden’dir. Devedikeni bu grupta bilinen ve kullanılan en önemli türdür. Birtakım yörelerde kengel diye anılmaktadır. Bu da köklerinden kengel sakızı elde edilen esmer çiçekli diken (kengel sakızı dikeni) ile karıştırmancakk gerekir. Yine Batı yörelerde bitki kangal ismi ile anılır. Oysa kangal (eşek dikeni) ile anılan bitki sapı soyulduktan sonra yenir ve yaprakları grimsi beyazdır. Türkçe bitkinin Devedikeni denmesinin ne¬deni bu bitkiyi devenin çok sevmesidir. Latince Marianum ismi ile anılması ise Meryem ana nedeniyledir. Devedikeni ile ilgili araştırmaları muhtemelen İbn-i Sina yapmıştır. Çünkü Türkçe kitaplarda Devedi¬keninin safra ve karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirdiği beyan edilmiştir. Hemopati doktoru Altschul 1864, Hahnemann 1940 ve Rademacher 1955 yapmışlar ve onları modern klinik araştırmaları takip etmiştir. Vatanının Güney batı Asya ve Doğu Karadeniz bölgeleri olup buradan dünyanın hemen her yöresine yayılmıştır.
Botanik: Devedikeni 2 yıllık bir bitki olup; 1. yıl sadece rozet şeklindeki yapraklara sahiptir ve 2. yıl çiçek açar. Bitki dikine yükselir ve az çatallaşan bir yapıya sahiptir. Yaprakları gövdeye oturmuş olup kenarları derin loplu, dişli ve kertikli olup, diş ve kertiklerinin ucunda sivri dikenleri bulunur. Yapraklardaki ve loplardaki dancakrlar ve dancakrların çevresi beyaz renkte, gri, kalın kısmı ise yeşil renkte olduğundan sadece bu özelliği bu bitkiyi diğer bitki türlerinden ayırır. Gövde yuvarlak, çatalı ve boyu 30-150cm arasında yer yer beyaz renkli ancak genelde yeşil renktedir. Çiçekleri 10-15cm çapında genelde kan kırmızısı renkte, nadiren pembe veya kiraz çürüğü renginde, ince, uzun, püskül şeklindeki taç yaprakları ve onu saran kupa yaprakları yeşilimsi ve sivri diken şeklindedir. Meyveleri 6-7mm uzunluğunda, 2-3mm eninde, yumurta şeklinde, grimsi esmer veya açık siyahımsı renkte olup bir demet grimsi beyaz tüycükler baş kısmına dizilmiştir. Bu tüycükler sayesinde hafif rüzgarlı havalarda meyveleri açarak çevreye yayılırlar. 
Yetiştirilmesi: Mart ve Nisan ayında tohumları direkt bahçe ve yahut da tarlaya dikilebilir ve yahut da ޞubat’ta kasa, saksı, çamlık, yastık veya seralara dikilir ve büyüyen fideleri Nisan’da bahçe veya tarlalara dikilir. Devedikeni hem kuru hem de nemli topraklarda yetişebilir. Önemli olan güneşli bir yere ekmektir. 
Hasat zancaknı: Ağustos ayından itibaren olgunlaşan Devedikeni mey-veleri topuz şeklinde olan kafaların üst kısmından hafif açılarak beyaz tüycüklerini göstermeye başlar. Bu işaret devedikeni tohumlarının olgunlaştığı anlamına gelir ve bu şekildeki kafalar Ağustos’tan itibaren Ekim ayına kadar toplanır ve kurutulduktan sonra dövülerek tohumları çıkarılır ve mümkün ise porselen kaplarda muhafaza edilir. 
Birleşimi: Devedikeni tohumlarının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Silimarin türevleri %1,5-3 arasındadır ve en önemlileri; %50 ile Silybin (Silibinin), Silychristin ve Silydianin’den oluşur ve az miktarda izosilybin, İzochristin, 2,3-Dehydrosilybin, 2,3-Dehydrosilychristin, Silymoin ve Silandrin’den oluşur. Silinmarinler bir Flavanon türevleri karışımıdır.
b) Flavonit türevleri; Taxifolin, Quercetin, Kampferol, Dihydrokampferol, Apigenein, Laringenin, Eriodyctiol, Luteolin ve az miktarda bunların alt türevlerini içerir.
c) Doymamış yağ asitleri %20-30 arasında olup bunun %60’ını Linolasit, %25-30 Oleik asit, %10’uda Palmidasit içerir.
d) Sterol türevleri; Cholesterol, Campesterol ve Stigmasterol içerir.
e) Ayrıca %20-30 Protein, musilaj ve az miktarda Vitamin-E içerir. 
Araştırmalar: Avrupa’da her yıl yüzlerce insan mantardan zehirlen¬mek-teydi ve zehirlenmelerde yetişkinlerin %25’i, çocukların %50’si ölmekteydi bu zehirlenmeye büyük mantar (tabak gibi başı, silindir şeklinde gövdesi olup kremsi beyaz renkte) sebep olmaktadır ve birleşimindeki α-Amonitin karaciğer ve böbrek hürelerini bozarak kişinin ölümüne sebep olmaktadır. Mantarın Latince ismi Amanita phallotoides’dir. Devedikeni tohumunun birleşimindeki maddelerden Silymarin’in bir alt türevi olan Silybin’in (Silybinin) mantarın zehir maddesi olan Amanitini karaciğer ve böbrek hürelerine yaklaşmasını önlemekte ve zehirlenmede böylece ortadan kalkmaktadır. Devedikeni tohum ekstresi ile mantar zehirlen¬mesi, kimyasal i

Devedikeni, mariendistel, silybium marianum Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Bu site Turhost Web Hosting sistemini Kullanmaktadır.
Yukarı Çık
saglık saglık